CEZAEVİ ÖNCESİ 14.08.1992 doğumluyum. Adım Cihat Cengiz. Çocukluğum sakin geçmedi. Aşırı agresiftim. Her mahallede kavga eder, peşimden insanlar koşardı. Kendi mahallemde bile kimse beni oyununa almak istemezdi. O kadar dışarıda kalmıştım. İnsanlardan uzaklaştıkça sokak hayvanlarına yaklaştım. Onlar dostum oldu. Bir yere gideceksem onlarla giderdim. Sessizdiler ama samimiydiler. Belki de ilk kez orada koşulsuz bir bağ kurdum. Okulla aram hiçbir zaman iyi olmadı. İlkokuldan atıldım. Öğretmenlerin benimle ilgili umudu kalmamıştı. Okula devam etmedim, çalışmaya başladım. Yaşım küçüktü ama hayatın içine erken girdim. Gençlik döneminde yapılan en büyük hata, kendini yenilmez sanmak oluyor. Bir ilişki, bir heves, bir “bir şey olmaz” düşüncesi… Aile uyarır, anne “gitme” der, baba temkinli olur. Ama genç akıl dinlemez. Ben de dinlemedim. Bir gün anneme “15 dakika” diyerek evden çıktım. Annem gitmememi söyledi. Dinlemedim. O 15 dakika, hayatımın yönünü değiştirdi. İstemeden gelişen bir olay, kontrolüm dışında büyüyen bir durum ve sonuç olarak polis, karakol, dosya… Cezaevi bir anda gelmedi. O kapıdan önce birçok uyarı vardı. Aile konuşmuştu. Ev konuşmuştu. Vicdan konuşmuştu. Ama ben duymamıştım. Buradan gençlere açık ve net bir ders çıkıyor: Cezaevi bir başlangıç değildir, bir sonuçtur. O sonucun temeli, aile sözünü dinlemediğin an atılır. Annenin “gitme” dediği yerden hayır çıkmaz. Sokak seni korumaz. Arkadaşlık biter. Dosya kalır.